KategorilerBlog

Siyasette Yeni Güç: Dijital Propaganda

Dijitalin getirdiği en büyük yeniliklerden birisi de kuşkusuz seçim aleti olması oldu. Seçim zamanlarının gelmesiyle birlikte dijital ortamları aktif olarak kullanan siyasilerin, dijital ortamda pasif olan siyasilere kıyasla bir adım önde olduğu ülkemizde ki son seçimle gözler önüne serildi.

Türkiye nüfusunun yüzde 67’si, yani 54 milyon kişi günümüzde aktif olarak internet kullanıcısı durumunda. Araştırmalara göre bu kişilerin, günde ortalama 7 saatini internete ayırdığı belirtiliyor. Bu denli yüksek bir ortalamayla birlikte siyasilerin, dijital teknolojileri kullanma gerekliliği kaçınılmaz oluyor.

Dijital mecralarda ki reklam hedeflemesiyle birlikte, görüşünüze en uygun olan potansiyel kitleye ulaşma şansının sağlanması oluyor. Bir kampanya ile milyonlarca kişiye ulaşabilir, nokta atışları yapılabilir. Önceki dönemlerde mitinglere binlerce kişi toplamak için uğraşan siyasiler artık saniyeler içerisinde oluşturulan bir video reklam kampanyasıyla birlikte dijital mitingler yapabiliyorlar. Kısa süre içerisinde hazırlanan kampanyalarla birlikte milyonlarca insana ulaşmanın sağladığı avantajı kullanarak seçmenlerin fikirlerini değiştirebiliyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz seçim döneminde: “Eski tarz kampanya yöntemlerini terk ediyoruz” şeklinde açıklamalarda bulunmuştu.

Dijital ortamın sadece seçim süreçlerinde aktif olarak kullanıldığını düşünmekte yanlış olur. Geleneksel siyasal iletişim kavramı artık dijital siyasal iletişim olarak dönüştürülüyor. Dijital mecrada, halkın sorunları, istekleri, çözüm önerileri gibi birçok alanda etkileşim kurulabiliyor. Tabii ki dijital siyasal iletişimin en büyük avantajı kuşkusuz olarak halkın sorunlarına direkt birinci ağızdan ulaşabilmek.

Donald Trump’ın Başkanlık Zaferinde Dijitalin Gücü

8 Kasım 2016 tarihinde Donald Trump ile Hillary Clinton arasında yapılan Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerinde, 8 Kasımdan önce tüm anket şirketlerin ve siyasi analistlerin büyük bir çoğunluğu Hillary Clinton’un kazanacağını kesin gözle bakarken, Trump’ın dijitaldeki etkinliğini araştıran bir online araştırma şirketi verilere bakarak Trump’ın kazanabileceğini söylüyordu.

Birçok sosyal medya ve dijital kanalı aktif olarak kullanan Donald Trump’ın etkileşimi rakibine göre çok daha fazlaydı. Kampanya süresince başta sosyal medya olmak üzere dijital kanalları çok iyi kullanan Trump, alışılagelmiş siyasal iletişimin dışına çıkmıştı. Kampanya süresince dijital pazarlama sektörüne konu olan Trump, seçimi kazanınca özellikle dijital ekiplerine defalarca kez teşekkür etmekten geri kalmadı.

Kampanya süresince dijitali yürüten merkezi 200 kişilik ekip vardı. Bu ekibin büyük bir çoğunluğu Trump’ın kampanya ofislerinde yer alırken, bir kısmı da Trump’la birlikte seçim gezilerine katıldı.

Seçim kampanya süresince toplam 30 milyon takipçi kitlesiyle etkileşime girdiler, bütün Amerikan seçmen kitlesine ulaştılar. 50 farklı seçmen tipi çıkartılarak, farklı söylemler ile kişileştirilmiş pazarlama tekniği kullanan ekip, sentimental analiz araçlarını kullanarak mesajları optimize ettiler.

Newyork Beşinci Cadde’nin simge yapısı olan Trump Towers’da bulunan 40 kişilik sosyal medya ölçüm ekibi, dünyanın en popüler analitik araçlarını kullanarak etkileşimi an be an takip ettiler. Yapılan her yeni haberin, her sansasyonel gelişmenin etkisi burada ölçülüyordu. Rakip Hillary Clinton’un sosyal medyada ki sentimental analizi anlık hesaplanarak, strateji ekibine geri bildirim veriliyordu. Clinton’un her hamlesine karşı, sosyal medyada karşı bir hamle geliştirildi.

Seçim sonrası ortaya çıkan harcamalarda: Donald Trump’ın 650 milyon dolar, Hillary Clinton’un ise bu bütçenin 2 katına yakın bir para yani 1.2 milyar dolar harcadığı ortaya çıkmıştı.